30 Eylül 2013 Pazartesi

SÖYLEŞİMİZE ÇAĞRI

ÇAĞRI

HHB (Halkın Hukuk Bürosu) avukatlarının, Av. Fuat Erdoğan anısına bu yıl üçüncüsünü düzenlediği uluslararası sempozyuma katılan avukatlardan Arjantin’li Adrian Krmpotic, Şili’li Margarita Pena, Brezilya’lı Edson Borba Manoel ve hem yazar hem de avukat olan Metin Yeğin’in çadırımızı ziyaret ederek deneyimlerini aktaracağı bir söyleşi yapacağız.

Tüm halkımızı bu söyleşiye bekliyoruz.

YER: İyiniyet Sk. No:17 Merkez Mh. Şişli/İst.  Kazova Direniş Çadırı

TARİH: 1 Ekim 2013/Salı

SAAT: 18.00

KAZOVA TEKSTİL İŞÇİLERİ
DİRENİŞ ÇADIRI ADRESİ: İyiniyet Sk. Merkez Mh. No:17 Şişli/İst.
BLOGSPOT ADRESİ: kazovaiscileri.blogspot.com
MAİL ADRESİ: kazovaiscileri@gmail.com
TELEFON NUMARASI: 0542 353 68 17

KAZOVA DİRENİŞ GÜNLÜĞÜ                                 
(28 Eylül Cumartesi)

Direnişimiz ve mücadelemiz için büyük önem taşıyacak olan güne başlarken ilk ziyaretçilerimiz geliyor. Kandıra F tipinde kalan özgür tutsaklar. Direnişimizi coşkuyla selamlıyorlar. Bu bize sabahın ilk saatlerinde büyük moral oluyor.

Gün boyunca aylardır direnerek, işgal ederek ürettiğimiz kazaklarımızı büyük olasılıkla hayatlarında hiç defile görmemiş olan emekçi halkımıza sergileyeceğiz.

Hazırlıklarımız öğlen saatlerinde hızlandı. Ses düzeni, sahne ve direniş defilesi podyumumuz için malzemeler geldi. İdil Kültür Merkezi’nden gelen arkadaşlar ses sistemini kurarken, Ütopya Organizasyondan arkadaşlarımız sahne ve defilenin yapılacağı podyumun kurulmasıyla ilgileniyorlar. Bizler de bir yandan binanın ön cephesine astığımız pankartları düzenliyoruz. Alana il gelenler Dev Genç’liler oldu. İTÜ Meclisi, Kocamustafapaşa, Maçka, Yoğurtçu Parkı, Merter, Tatavla, Abbasağa, Bakırköy, Şişli Merkez, Beykoz forumlarının yanı sıra, Mimar Sinan, Galatasaray ve Boğaziçi Üniversite öğrencileri katıldılar.

Ve saat geldi. 19.00’da etkinliğimiz başladı. Önce Teneke Trampet Müzik Grubu sahneye çıkarak şarkılarını bizler için söylediler.   

Ardından Devrimci İşçi Hareketi adına Behiç Aşçı söz aldı. ‘’Bu direnişin sadece alacak meselesi olmadığını, iki ideolojinin, iki farklı sınıfın çatışması olduğunu ve işçilerden yana olanların bugün burada olduklarını’’ vurguladı. Bu esnada sürekli ‘’Kazova İşçisi Yalnız Değildir, Yaşasın Kazova Direnişimiz, İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız’’ sloganları atıldı.

Sonra bizden iki arkadaşımız sahneye çıktı. Direnişin bu zamana kadar geçirdiği süreci özetleyerek, ‘’amacımız bizi sömüren birileri olmadan kaliteli ürünleri, ucuza halkımız için üretmek’’ dediler.

Şişli Belediyesi işçilerinden Savaş Doğan ve Beşiktaş Belediyesi işçilerinden Rıdvan Çalışkan hem kendi belediyelerindeki patron sendikacılığını hem de Kazova tekstil işçileriyle dayanışmalarını anlattılar.

Konuşmaların ardından bizim ürettiğimiz kazakları, Pelin Batu, Nilüfer Açıkalın, Mehmet Esatoğlu, Hakan Yeşilyurt, İlkay Akkaya, Gülay, Cengiz Bozkurt, Serhat Tutumluer, Selçuk Balcı, Ötekiler Müzik Topluluğu, Güler İnce, Burcu Demir, Merve Tuba Taruk, Ezgi Kaya sahnede sergiledi.

Defilenin hazırlanmasında büyük emeği geçen Metin Yeğin bir konuşma yaparak, burjuvazinin defilelerine karşılık işçilerin de kendi modalarını tanıttıklarını, işçilerin “modasının” işgal, direniş, üretim olduğunu söyledi.

Halkın Hukuk Bürosu’nun bu yıl üçüncüsünü düzenlediği uluslararası sempozyuma katılmak için şuan ülkemizde bulunan Latin Amerika, Arjantin,  Şili, Almanya, Brezilya, Kanada, Suriye, ABD, İngiltere’den gelen avukatlarda etkinliğimize katıldılar. Sahneye çıkarak Arjantin’de çok sayıda buna benzer işgallerin olduğunu söyleyerek başarılar diledi.

Sahneye şimdi de Gülay, Hakan Yeşilyurt, İlkay Akkaya ve Bandista çıkarak şarkılarını söylediler.

Dün hayatını kaybeden ve halkın sevdiği değerli bir sanatçı olan Tuncel Kurtiz’i anmak için, Grup Yorum’un 25. yıl konserinden Geçit Yok adlı şiiri okurken çekilmiş bir kesit sinevizyonla duvara yansıtıldı. Bu sırada, ‘’Tuncel Kurtiz Ölümsüzdür’’ sloganları yükselmeye başladı.

Geceye çok sayıda basın mensubu ve Nur Süer, Deniz Türkali’de katıldılar. Üniversitelerden öğretim görevlileri, Devrimci Müslümanlar, SDP daha sayamadığımız, aklımızda tutamadığımız birçok dostlarımız bizi yalnız bırakmadılar.


En son sahneye Grup Yorum çıktı. Söyledikleri türküler ve marşlarla hep birlikte sahnenin her iki tarafında halaylar çekildi. Halk ayaklanması sırasında polisin attığı gaz bombasıyla başından yaralanan ve 3 aydan fazla süredir komada olan Berkin Elvan’ı da unutmadık. ’’Berkin Elvan onurumuzdur, Diren Berkin Kazova Seninle’’ sloganlarıyla inledi Bomonti sokakları. Grup Yorum’ da Berkin için Büyü adlı şarkısını Davut abinin 6 yaşındaki oğlu Boran’la birlikte söyledi. Büyük ilgi çeken şarkı hepimizi duygulandırdı. Sonra tüm işçiler Grup Yorum ile birlikte sahneye çıkarak Haklıyız Kazanacağız marşını söyleyerek programı bitirdik. 


KAZOVA DİRENİŞ GÜNLÜĞÜ                                                     (29 Eylül Pazar)

Bu haftayı yoğun bir şekilde dün yaptığımız defileye hazırlıklarla geçirdiğimiz için bugün hepimiz biraz yorgunuz.

Bir arkadaşımızı öğlen Bursa’da yapılacak foruma yolladık. Arzu Çerkezoğlu ve Volkan Yaraşır’ın da yer aldığı Bursa’nın Osmangazi Heykel Parkı’nda yapılan forumda Feniş İşçileri de vardı. Onlarda geçtiğimiz günlerde fabrikayı işgal etmişlerdi. Panel havasında geçen konuşmalarda genelde işçi direnişleri, direnişlerle dayanışmanın önemi ve mücadele üzerine konuşuldu. Ürettiğimiz kazakları da sergilediğimiz öğleden sonra başlayan forum 18.00’da bitti.

Öğlen SYKP (Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi) ve Yel Değirmeni formu kalabalık bir şekilde ziyarete geldiler. Çaylarımızı yudumlarken, direnişimiz hakkında bilgi vererek sohbet ettik. Sonrasında fabrikayı gezdirerek, ürettiğimiz kazakları gösterdik. Dayanışmak için kazaklarımızdan aldılar.

Akşama doğru, Yunanistan, Fransa ve Almanya’dan misafirlerimiz vardı. Ülkelerindeki sosyalist basın yayın organları için Devrimci işçi Hareketi’nden bir arkadaşımızla röportaj yaptılar. Kazova direnişi hakkında nasıl bir yol izledikleri hakkında bilgi aldılar.
Akşama kadar gelenimiz eksik olmadı. Bugünü de böyle geride bıraktık. 


KAZOVA DİRENİŞ GÜNLÜĞÜ                                    
(30 Eylül Pazartesi)

Haftanın ilk günü erkenden kalkarak kahvaltımızı yaptık. Öğlene kadar tek tük ürettiğimiz kazaklardan almak için gelenler oldu.

Öğle saatlerinde, Bursa’nın Nilüfer formundan bir kişi ziyaretimize geldi. Daha önce telefonla da görüşmüştük.  Çay ikram ederek direnişimizi anlattık. Büyük bir ilgiyle dinledi. Fabrikayı gezdirerek birkaç tane numune kazak verdik. Bursa’daki arkadaşlarına gösterip bizlere sipariş vereceklerini söyleyerek ayrıldı.

Akşam Birgün gazetesinden arkadaşlar geldi. Taşeronluk sistemiyle ilgili bir belgesel yapmak için bizlerle röportaj yapmak istediklerini söylediler. Bizde onları geri çevirmedik. Sürecimizi anlatarak üretim aşamasına nasıl geldiğimizi aktardık. 

DEFİLEMİZİ YAPTIK

TÜRKİYE İŞÇİ SINIFI MÜCADELESİNDE BİR İLK!
DİRENEN KAZOVA TEKSTİL İŞÇİLERİ İŞGAL ETTİKLERİ FABRİKANIN ÖNÜNDE DEFİLE DÜZENLEDİLER.

Kazova Tekstil direnişi önünü açarak gidiyor. İşçilerin alacaklarını istedikleri direniş artık işçilerin kendileri ürettiği aşamaya geldi. Artık Kazova işçileri maaş, kıdem ve ihbar tazminatlarından öte halk için ucuz ve kaliteli kazak üretme peşindeler. Direnişten öğrenen Kazova tekstil işçileri dayanışmayı hayata geçiriyorlar. Hafta içinde bir günlük satışlarını hasta tutsak Kemal Avcı’ya ayıran Kazova tekstil işçileri, bir günlük satışlarını da Berkin Elvan’a verecekler. Ayrıca Van depreminden zarar gören halkımıza da kazak gönderecekler.

Kazova tekstil işçileri işgal ettikleri fabrikadaki makineleri onarıp kendileri için üretmeye başladılar. Bugün de sanatçıların, halkın yardımlaşması ve dayanışmasıyla bir defile düzenlediler. Kısıtlı olanaklarla düzenlenen defile dayanışmanın ürünü oldu.

Defile saat 18.00’da başladı. Defilenin sunuculuğunu Devrimci İşçi Hareketinden Türkan Albayrak yaptı. Sahneye ilk olarak Teneke Trampet Müzik grubu çıktı. Ardından Devrimci İşçi Hareketi Hukuk Komisyonu adına Av. Behiç Aşçı kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında direnişin salt işçi alacağı direnişi olmadığını, onur ve namus direnişi olduğunu belirten Behiç Aşçı direnişin büyüyüp gelişeceğini belirtti. Direnişin artık kooperatif şeklinde, halk için ucuz ve kaliteli kazak üretimi, işçilerin kendilerinin üretmesi hedefine doğru ilerlediğini belirten Behiç Aşçı’dan sonra sahneye direnen Kazova tekstil işçileri adına Bülent Ünal ve Yaşar Gülay çıktı. Bülent Ünal’ın yaptığı konuşma aşağıdadır;

“DİRENEREK ÖĞRENDİK,
ÜRETEREK DİRENECEĞİZ!

Sayın misafirlerimiz, sanatçı dostlarımız, arkadaşlarımız hoş geldiniz. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyoruz. Direniş defilemizde bizimle birlikte olduğunuz için hepinize teşekkür ediyoruz.

Biz Kazova Tekstil işçileri diyebiliriz ki 31 Ocak 2013’ten sonra hayatımız değişti. Artık 31 Ocaktaki gibi değiliz. 31 Ocakta çaresiz, bilinçsiz, bilgisizdik. Bu nedenle kimseye güvenmiyor ve korkuyorduk. Bu nedenle de eziliyorduk. Ama artık öğrendik, öğrenmeye devam ediyoruz. Öğretmenimiz direniştir. Direniş bize öğretti ve öğretmeye devam ediyor.

31 Ocak 2013 tarihinde yıllardır çalıştığımız Kazova Tekstilin patronları Ümit Somuncu ve Umut Somuncu bizleri toplayarak 1 haftalık izinli olduğumuzu, döndüğümüzde maaş ve tazminat alacaklarımızın ödeneceğini söyledi. 1 hafta sonra döndüğümüzde fabrika boşaltılmış, 100.000 kazak götürülmüş, 40 tona yakın iplik götürülmüştü. Fabrikanın yükte hafif, pahada ağır makineleri kaçırılmıştı. Ve fabrika kapısında bizi şirketin avukatı bekliyordu. 3 gün üst üste işe gelmediğimize dair tutanak tutulmuş ve işimize tazminatsız son verilmişti. Böylece bizler 4 aylık maaşlarımızı, kıdem ve ihbar tazminatlarımızı, izin ve fazla mesai ücretlerimizi alamadan ortada kalmıştık.

Şaşırdık, ne yapacağımız bilemedik. Şaşkındık, yolumuzu bulamadık evlerimize gittik. Daha sonra fabrikadan mal kaçırılmaya devam edildiğini öğrendik. Fabrikanın önünde toplandık. Devrimci İşçi Hareketini bulduk. Devrimci İşçi Hareketi öncülüğünde direnişe başladık.

Önceleri ürkek ve çekingendik. Slogan atamıyor, pankart tutamıyorduk. Öğrendik. Haftada 1 gün Şişli meydanında toplanıp fabrikaya yürüyorduk. Ama bu sesimizi kimseye duyurmayan bir eylemdi. Biz Çarşamba yürüyüşleri yaparken fabrikadan yine mal kaçırıldığını öğrendik. Bu sefer kaçıranlar fabrikanın müdürleriydi. 28 Nisanda fabrika önüne çadırımızı kurduk. Artık direnişimiz çadır direnişine döndü.

Bu arada bizi soyan, emeğimizi çalan hırsız patronlar Ümit Somuncu ve Umut Somuncu’nun da peşindeydik. Tespit ettiğimiz evlerinin önünde basın açıklamaları yaptık. Biz basın açıklaması yaptıktan 1 hafta sonra evlerini boşaltıyorlardı. Yani bizden kaçıyorlardı. Kendilerini aramaya devam ettik ve halen de ediyoruz.

Fabrikadan son olarak müdürler mal kaçırdıkları halde patronlar bizleri şikâyet ettiler. Bizim hakkımızda hırsızlık yaptığımız iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundular. Çevre fabrikaların güvenlik kameraları incelendiğinde hırsızlığı yapanların kendi adamları olduğu tespit edildi ve adamları hakkında bir işlem yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz. Fakat bizlere soruşturmalar açıldı.

Fabrika önünde çadır kurduktan sonra daha çok eylem yapmaya, sesimizi duyurmaya çalıştık. Taksim’de işten atılan işçilerin yaptığı ortak eylemlere katıldık. Polis saldırısına uğradık, dövüldük, gaza boğulduk.

Haziran ayı sonunda fabrikada kalan hurda makineleri alacağımıza karşılık almaya karar verdik. Patronlar giderken fabrikadaki değerli ve hafif makineleri, üretilmiş 100.000 kazağı, 40 tona yakın ipliği kaçırmışlardı. Kaçırdıkları bizlerin alacaklarını rahat rahat karşılıyordu. Fabrikada bırakılan makineler ise hurda denilebilecek, çalışmayan makinelerdi. Üstelik giderken bu makineleri sabote etmişler, çalışmaz hale getirmişlerdi. Makinelerin motorları sökülmüş, kartları alınmış, elektrik ve elektronik bağlantıları kesilmişti. Hatta makinelere kumanda eden bilgisayarların içi açılarak devreler ters bağlanmış ve çalışmaz hale getirilmişti. Bilmiyoruz, belki de bu makineleri de kaçıracaklardı, ama bizim kurduğumuz çadır onları engellemişti. Haziran ayı sonunda bu hurda makineleri götürerek alacaklarımızın en azından bir kısmını tahsil etmeye çalıştık. Hemen polis önümüzü kesti. Yaptığımız suçmuş. Patronun bizim emeğimizi çalması, makineleri bizden kaçırması suç değildi, ama bizim alacağımızın en azından bir kısmını almaya çalışmamız suçtu. Hakkımız olan makineleri götüremeyince aynı gün fabrikayı işgal ettik ve açlık grevine başladık. Polis patronlarımız Ümit Somuncu ve Umut Somuncu’nun şikâyetleri üzerine fabrikaya gelmiş. Yine hakkımızda soruşturma açıldı. Yine biz sanıktık. Patronlara bir şey diyen yoktu.

Fabrika işgali ve açlık grevi eylemimiz devam ederken aynı zamanda direnişimizi de büyütmeye çalıştık. Diğer direnişlerle dayanışmaya çalıştık. Direnişle birlikte dayanışmayı da öğrendik.

Halk ayaklanmasında bizde vardık. Çatıştık, gaz yedik, halkımızla birlikte polis terörünü biz de yaşadık.

Direnişe devam ederken bir yandan da bizden kaçırılan, emeğimizin karşılığı olan makineleri NES TRİKODAN almaya çalıştık. Kazova Tekstilin yanındaki bina ile Kazova arasındaki duvar yaklaşık 20 yıl önce yıkılmış ve burası Kazova’nın devamı haline getirilmişti. Geçen sene Kasım ayında patronumuz Umut Somuncu bizleri toplayarak kendi işini ayıracağını, yan tarafta ayrı bir firma olarak çalışmaya devam edeceğini söyledi ve içimizden 13 kişiyi NES TRİKOYA kaydırdı. Kazova Tekstil ile arasına da alçıpenden bir duvar yapılarak ayrıldı. Burası da bu sene Şubat başında kapandı. Sonradan öğrendik ki burasının vergi kaydı Somuncuların üzerine değil, hayatımızda hiç görmediğimiz Abdülkadir Nergis isimli birinin üzerine imiş. Tanımadığımız bu zat şubat başında vergi kaydını kapatarak makineleri Kazova Ltd. Şti.’ne satmış. Yani Kazova A.Ş.’nin makineleri Nes Trikoya, oradan da Kazova Ltd. Şti.’ye geçmiş. Kazova Ltd. Şti. isim değiştirerek Midyatlı Tekstil adını almış. Bu hileli, muvazaalı bir devirdir. İşçilerden mal kaçırmak için yapılmış bir hiledir. Emeğimizin karşılığını onlara bırakmayacağız. Hukuki açıkları kullanarak bizden kaçırdıklarını alana kadar mücadelemiz devam edecek.

Daha sonra kendimiz üretim yapmaya karar verdik. Fabrikada daha önce üretilmiş ve yarım kalan kazaklar vardı. Bu kazakları onardık. Bu kazakları forumlarda sattık. Burada özellikle forumların dayanışmasını, desteklerini anmak ve kendilerine teşekkür etmek isteriz. Başta Tatavla ve Şişli Merkez forumu olmak üzere forumlar bize sahip çıktılar, hep yanımızda oldular. Tamamladığımız kazakların satışından elde ettiğimiz gelirlerle hasar verilmiş makineleri onardık. Şu an 3 tane dokuma makinesini çalışır hale getirdik. Artık bu makinelerde kendimiz üretiyoruz. Başımızda patron olmadan üretiyoruz. Üretmeye de devam edeceğiz. Artık başımızda bizim emeğimizi çalacak patron istemiyoruz. Artık kendi emeğimizin sahibi olacağız.

DİRENEN KAZOVA İŞÇİLERİ
İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!
HAKKIMIZI ASALAK, HIRSIZ PATRONLARA YEDİRMEYECEĞİZ!
DİRENEREK ÜRETECEK ÜRETEREK DİRENECEĞİZ!“

Bülent Ünal’dan sonra Kazova tekstil işçilerinden Yaşar Gülay söz aldı. Yaşar Gülay’ın konuşması şöyledir;

“DİRENİŞİMİZİ BÜYÜTÜYORUZ!
ARTIK ÖRGÜTLÜ OLARAK, KURUMSAL ÜRETİM YAPACAĞIZ. ARTIK HALKIMIZ İÇİN ÜRETECEĞİZ.

Direnişimiz kendi içinde değişik evrelerden geçti, geçiyor. Direnişin her aşaması karşılaştığı sorunları çözerek ilerliyor. Artık kendimiz üreteceğiz. Artık patron istemiyoruz. Artık patronun boyunduruğu altına girmeyeceğiz.

31 Ocaktan bu yana değişik şekillerde süren direnişimiz artık yeni bir evreye geldi. Artık KOOPERATİF üretimine geçiyoruz. Burada, direnişte çok şey öğrendik. Dostumuzun ve düşmanımızın kimler olduğunu öğrendik. Karşılaştığımız sorunları çözmeyi öğrendik. Daha da birçok sıkıntıyla, sorunla karşılaşacağımızı biliyoruz. Ama şunu da biliyoruz, halkın dayanışması her sorunu çözer.

Bizler direniş içinde birbirimize güvenmeyi öğrendik. Birbirimize sırtımızı dayamayı öğrendik. Biliyoruz ki birbirimize güvenmezsek düşeriz. Bu nedenle artık kendimizi DİRENEN KAZOVA İŞÇİLERİ MECLİSİ olarak ifade ediyoruz. Kurmayı hedeflediğimiz yasal kurumlaşma biçimi ise kooperatif. Kooperatif kendi içinde yardımlaşma ve dayanışmayı ifade ettiği için tercih ettiğimiz yasal biçimdir. Yoksa elbette sermaye şirketi, şahıs şirketi gibi yasal biçimleri de tercih edebilirdik. Bunları tercih etmedik çünkü sorun sadece bir yasal biçim bulmak değil, bunun bizi ifade etmesidir de. Bizim dayanışmamızı, halkın bizi sahiplenmesini, bizimle dayanışmasını ifade etmesi gerekiyordu.

Artık talebimiz alacaklarımızın ödenmesi olmaktan çok öteye geçti. Artık sadece alacaklarımızın peşinde değiliz. Artık halkımız için ucuz ve kaliteli kazak üretmek istiyoruz. Şimdi bunun çalışmalarını yapıyoruz. Bunu da başarabiliriz.
Kısa bir zamanda buradaki ve yan taraftaki tüm makineleri alarak kuracağımız kooperatife taşınacağız. Burada başımızda bize hakaret eden, küfür eden bir patron olmayacak. Bizi sopayla döven, silah çeken bir patron olmayacak. İşimizin sahibi olacağız ve halkımız için ucuz ve kaliteli kazak üreteceğiz. Halkımızla dayanışacağız. Dayanışmayla acıların azalacağını biliyoruz. Bu konuda pratik adımlar atmaya başladık. Kanser hastası tutsak Kemal Avcı için 1 gün satış yaptık. Topladığımız parayı kendisine teslim ettik. Berkin Elvan için de 1 gün satış yapacağız. Van depreminde evlerini kaybeden halkımıza ulaştırılmak üzere kazak göndereceğiz.

Şunu da biliyoruz; birçok sorunla karşılaşacağız. Ekonomik, polisiye birçok sorun yaşayacağız. Ama tümünü çözebileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü yalnız değiliz. Çünkü biz direnişimizin talebini değiştirdik. Talebimiz sadece alacaklarımız değil. Bu onur ve namus direnişidir. Bu egemenlerle halk arasında süren savaşın küçük bir örneğidir. Ve bu savaşta biz halkımızla birlikteyiz. Yalnız değiliz ve olmayacağız da.

Üretimden gelen gücümüzü halkımıza ucuz ve kaliteli kazak giydirmek için kullanacağız. Bunu başaracağız. Hepinize teşekkür ediyoruz.

DİRENEN KAZOVA TEKSTİL İŞÇİLERİ MECLİSİ 

Kazova işçilerinden sonra Şişli Belediyesi işçilerinden Savaş Doğan ve Beşiktaş Belediyesi işçilerinden Rıdvan Çalışkan hem kendi belediyelerindeki patron sendikacılığını hem de Kazova tekstil işçileriyle dayanışmalarını anlattılar.

Daha sonra Devrimci işçi Hareketi Önderliğinde Direnerek kazanan Rosateks işçilerinden Meral Akyürek söz aldı. Ve işçi sınıfının ancak ve ancak asalak patronların haksızlıklarına, hırsızlıklarına karşı direnerek kazanılacağına değinerek Kazova işçilerinin direnişini selamladı.

İşçilerin konuşmalarından sonra Kazova tekstil işçilerinin kendi ürettikleri kazaklar tanıtıldı. Pelin Batu, Nilüfer Açıkalın, Mehmet Esatoğlu, Hakan Yeşilyurt, İlkay Akkaya, Gülay, Cengiz Bozkurt, Serhat Tutumluer, Selçuk Balcı, Ötekiler Müzik Topluluğu, Güler İnce, Burcu Demir, Merve Tuba Taruk, Ezgi Kaya kazakları tanıtan sanatçılardı.

Sanatçılar; Kazova işçilerinin el emeği ürünlerinin tanıtımında gönüllü görev aldılar. Elbette burada yapılan bir moda firmasının defilesi değildi. Dünyada ilk defa İşgal fabrikasının ürünleri, işgal defilesiyle tanıtılıyordu. Yaklaşık 2000 civarında izleyicinin katıldığı defile dün hayatını kaybeden Tuncel Kurtiz’i anan ve anlatan sinevizyon gösterimiyle devam etti. Tuncel Kurtiz’in Grup Yorum’un İnönü Stadı konserinde okuduğu şiir halka tekrar gösterildi. Tuncel Kurtiz’den sonra sahneye defilenin hazırlanmasında büyük emeği geçen Metin Yeğin çıktı. Metin Yeğin burjuvazinin defilelerine karşılık işçilerin de kendi modalarını tanıttıklarını söyledi. İşçilerin “modasının” işgal, direniş, üretim olduğunu söyleyen Metin Yeğin bu yılın ve bundan sonraki yılların işçi modasının “İşgal Et, Diren Ve Üret” olduğunu söyledi.

Konsere katılan sanatçı dostlarımız elbette sadece Kazova işçilerinin üretimlerini tanıtmak için gelmemişlerdi. Sanatçılarımız Kazova işçilerinin el emeği ürünü olan kazakları giyerek sahneye çıktılar ve parçalarını Kazova işçileri için söylediler. Sahneye İlkay Akkaya, Hakan Yeşilyurt, Gülay çıktı.

Halkın Hukuk Bürosunun düzenlediği uluslararası Fuat Erdoğan sempozyumu için gelen işçilerin direnişlerinde avukatlık yapan Arjantin, Şili ve Brezilyalı avukatlarda sahneye çıkarak işçilerin direnişlerini selamladılar. Arjantin’den katılan ve işgal fabrikasında işçilerin avukatı konuşmasında Arjantin’deki işçilerin işgal deneyimlerini anlattı.

Daha sonra Devrimci işçi Hareketinden bir işçi bir şiir okudu.
Ve son olarak sahneye Grup Yorum çıktı. Grup Yorum konuşmalarında Kazova Direnişinin Türkiye’de bir ilki başardığından söz ederek Direnişi selamladı ve coşku dolu şarkıları ile etkinliğe katılanlara coşkulu anlar yaşattı. Çekilen halayların ardından Kazova işçileri, eşleri ve çocukları ile sahneye çıkarak hep birlikte Haklıyız Kazanacağız marşını söyledi.

Geceye çok sayıda basın mensubu katıldı.

Etkinliğe Nur Süer, Deniz Türkali’de katılarak Kazova işçilerine destek verdi.
Etkinliğe forumlardan çok sayıda kişi katıldı. KocamustafaPaşa, Abbasağa, Şişli Merkez, Tatavla, Bakırköy, Beykoz, Yoğurtçu, Boğaziçi forumları etkinliğe katıldı ve çok sayıda insan destek ve dayanışmasını göstererek etkinlikte görev aldı.

Ayrıca Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi, İTÜ, Boğaziçi, Galatasaray Üniversitesinden öğretim görevlileri de Kazova Direnişçilerinin yanında yer aldı.

Kanada, Suriye, Amerika, Almanya, İngiltere... den avukatlar da geceyi ilgiyle izlediler.

SDP ve Anti Kapitalist Müslümanlarda Kazova işçilerine desteğe gelen gruplardı.

Gecede sık sık “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız”, “Yaşasın Kazova Direnişimiz”, “Direne Direne Kazanacağız”, “Berkin Elvan Onurumuzdur”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz” sloganları atıldı.

27 Eylül 2013 Cuma

ÜRETİMDEN GÜCÜMÜZLE KENDİMİZE ÜRETİYORUZ


ÜRETİMDEN GÜCÜMÜZLE KENDİMİZE ÜRETİYORUZ

Kazova Tekstil İşçileri, 26 Eylül Perşembe günü zincir oluşturarak Mecidiyeköy’den Şişli’ye kadar yürüdüler.

Saat 18.30’da Mecidiyeköy Metrobüs Durağında bir araya gelen Kazova Tekstil İşçileri, direniş fotoğrafları ve ‘’KAZOVA İŞÇİLERİ DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYOR’’  yazılı dövizleri boyunlarına asarak yürüyüşe başladılar. İşçiler, ‘’Hakkımızı Ümit Somuncu’ya Yedirmeyiz, İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız, Zafer Direne Emekçinin Olacak, Yaşasın Kazova Direnişimiz’’ sloganlarını atarak Şişli Camisi önüne kadar yürüdüler. Bu sırada çevreden geçenlere bildiriler dağıtan işçilere alkışlarla destek sunanlar ve tebrik edenler oldu.

İşçiler, Şişli Meydanı’na geldiklerinde, ‘’ÜRETİMDEN GELE GÜCÜMÜZLE KENDİMİZE ÜRETİYORUZ’’ yazılı pankartı açıp, yaptıkları basın açıklamasında, gasp edilen haklarını almak için Devrimci İşçi Hareketi öncülüğünde 27 Şubat tarihinde eylemlerle direnişe başladıklarını,  28 Nisan itibariyle de fabrika önüne çadır kurarak direnişlerini bir üst seviyeye taşıdıklarını söylediler. Açıklamanın devamında; ’’28 Haziran’da da fabrikayı işgal ederek direnişin olanaklarıyla bozuk makinaları tamir ederek üretime başladık. Bizi sömüren hırsız, kan emici patronlara ihtiyacımız yok. Bunu tüm Türkiye işçi sınıfına ve tüm dünya halklarına bir kez de biz kanıtlayacağız. Bu direniş Türkiye’de bir ilk. Kan emiciler ve onların bekçileri bu örneği yaşatmamak için can atıyorlar. Tüm işçi kardeşlerimizi, tüm halkımızı direnişimizi sahiplenmek için fabrika önünde nöbet tutmaya çağırıyoruz’’ denildi.

Açıklamanın ardından eylem sloganlarla haftaya aynı saatte burada olunacağı duyurularak sonlandırıldı.





ÇAĞRI


ÇAĞRI

ÜRETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZLE DİRENDİK ve ÜRETTİK. DİRENEREK ÜRETTİĞİMİZ ÜRÜNLERİ SERGİLEYECEĞİMİZ DEFİLE VE ETKİNLİĞİMİZE TÜM DOSTLARIMIZI VE HALKIMIZI DAVET EDİYORUZ…

DEFİLEMİZE VE ETKİNLİĞİMİZE KATILACAK SANATÇI DOSTLARIMIZ;

Orhan ALKAYA, Pelin BATU, Cengiz BOZKURT, Deniz TÜRKALİ, Nilüfer AÇIKALIN, 

Güler İNCE, İlkay AKKAYA, Pınar AYDINLAR, Hakan YEŞİLYURT, Ece TEMELKURAN,

    Ruhi SU DOSTLAR KOROSU, Metin YEĞİN, 

Grup YORUM ve FOSEM

28 EYLÜL 2013 CUMARTESİ

SAAT: 18.00

YER: İYİNİYET SK. MERKEZ MH. NO:17 ŞİŞLİ/İST. 

KAZOVA DİRENİŞ ÇADIRI

TEL: 0542 353 68 17


DİRENEN KAZOVA İŞÇİLERİ





26 Eylül 2013 Perşembe


KAZOVA DİRENİŞ GÜNLÜĞÜ                                                                                       (25 Eylül Çarşamba)

Öğlen saat 12.00’da, Av. Taylan Tanay ve Berna Yılmaz’ın işten çıkartılmalarına karşı Devrimci İşçi Hareketi’nin DİSK önünde hafta içi her gün yaptığı oturma eylemine katıldık. Saat 13.00’da eylem bitti. Hep beraber her Çarşamba Şişli’den fabrikaya kadar yaptığımız eylemi tekrarlamak için Şişli Camisi önüne geldik. Eylemimiz kalabalıktı. Çadırın önünde basın açıklamamızı yaptıktan sonra Türk Hava Yollarında grevde olan Hava-İş üyesi işçiler geldiler. Çay ikram ettik. Sonra fabrikayı gezdirerek, ileriye yönelik hedeflediklerimizi anlattık. Onlarda üretime geçmiş olmamızdan etkilenerek ‘’bizde hava yolu taşımacılığını kendimiz yapmalıyız’’ dediler.

Değişik üniversitelerde okuyan öğrenciler bugün yine ziyaretçilerimiz arasındaydılar. Hafta sonu düzenleyeceğimiz defile için kendi okullarında duyuru çalışması yapacaklarını söylediler.

Öğleden sonra Nakliyat-İş sendikası başkanı ve üyesi işçiler geldiler. Bir ara fabrikanın önü o kadar kalabalıktı ki birkaç arkadaşımızla birlikte içeride oturduk onlarla. İçeriyi gezdirerek, önümüzdeki süreçte neler yapmayı planladığımızı anlattık. Sendika başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu, bu direnişin ilk olması nedeniyle önemine vurgu yaparak, diğer sendikalarında sahiplenmesi gerektiğini söyledi. Haftaya kalabalık bir şekilde geleceklerini belirti.

Polisin attığı gaz bombası sonucu 3 aydır komada yatan Berkin Elvan’ın ablası Gamze ve yakınları akşamüstü, ziyaretimize gelerek, ürettiğimiz kazaklardan aldılar.  Bizlerde, onları uğurlarken, ‘’inanıyor ve biliyoruz ki Berkin uyanacak’’ dedik.


Akşama doğru bir araya gelerek, bu hafta neler yaptığımızı değerlendirerek önümüzdeki haftanın programını çıkarttık. Toplantımızı bitirerek, iki arkadaşımızı Abbasağa Forumu’na gönderdik.

23 Eylül 2013 Pazartesi

KAZOVA DİRENİŞ GÜNLÜĞÜ

19 (Eylül Perşembe)

Bu gün günümüz eylemlerle geçecek. Gün boyu ziyaretçilerimiz geldi. Onlarla öğlene kadar sohbet edip çaylarımızı içtikten sonra saat 15.00’da patronumuzun kızı Gaye Somuncu’nun bizler hakkında savcılığa şikâyette bulunmasıyla ilgili çalıştığı Çalık Holding önünde basın açıklaması yapmak üzere yola çıktık. Eylemimiz güzel geçti. Basın oradaydı. Röportaj yaptılar bizlerle.

Eylemden sonra çadırımıza geri döndük. Bir sonraki eylemimiz Mecidiyeköy’de olacak. Taşıyacağımız dövizleri hazırladık. Biraz dinlenip yemek yedikten sonra 18.00’da yola çıktık.

Saat 18. 30’da daha dövizlerimizi açar açmaz Metrobüs girişinde, sivil ve çevik kuvvet polisleri tarafından kalkanlarla önümüz kesildi. Halkımız bizlerden önce ‘’ayıp ya hakkını arayan işçilerin bile önün kalkanlarla kesiliyor’’ diyerek tepki gösterdi. Gerekçe; Taksim’e çağrıların olduğu ve güvenlik vs… sıralamaya başladılar. Bizlerde, ‘’Sadaka Değil Hakkımızı İstiyoruz, Hakkımızı Ümit Somuncu’ya Yedirmeyiz, Direne Direne Kazanacağız’’ sloganlarıyla bildirilerimizi dağıtarak, Şişli Camisi’ne kadar yürüdük. El ele tutarak, zincir oluşturup yaptığımız bu eylem çok iyi bir eylem oldu. Kimisi desteklerini belirten sözlerle el salladı, kimisi alkışladı. Caminin önünde basın açıklaması yaptık. Bu arada basının da eylemimize yoğun ilgisi vardı. Attığımız sloganlarla eylemimizi bitirerek çadırımıza geri döndük.


Geldiğimizde çadır kalabalıktı. Çay da hazırdı. Geç saatlere kadar da kalabalık sürdü. Sonrasında gececi arkadaşlarımız evlerine gitmek üzere ayrıldı. Bir günümüz böyle geçti. 


(20 Eylül Cuma)

Direnişimizin sesi her geçen gün daha fazla kişiye ulaşıyor. Bugün ziyaretçilerimiz hiç eksik olmadı yine. Sanırız bundan sonrada hiç kesilmez. Bu arada o kadar çok mail ve dayanışma telefonu geliyor ki,  bazen bir sonraki güne sarkıyor cevap vermemiz. Sizlerle mail yoluyla duygularını paylaşan bir arkadaşımızın yazdıklarını aktarmak istiyoruz. İstiyoruz, çünkü; Sadece şiirsel oluşu nedeniyle değil. Sendikaların bile sürecin çok gerisinde kaldığı bir dönemde, bu halktan ‘’adam olmaz, işçiler eski işçi değil’’ vs… bahanelerinin arkasına sığınarak kendi korkaklıklarını ve sınırlarını aşamayanların duymasını ve ders almasını istiyoruz. Uzatmadan sözü arkadaşımıza bırakalım;

‘’Merhaba güzel insanlar.

Sizden kaldı mı diye düşünürken, hiç olmadık anlarda karşılaşıyor insan mücadele eden böyle özel insanlarla.

Ne güzel bir direniş biçiminiz var sizin öyle. Kendin üret, kendine çalış, emeğim benim. Ona biçilecek değeri verecek de benim demişsiniz size mubahtır. Helali hoştur. Bir gece yarısı, Haziran gecesi sizi görmüştüm ilk çadırınızda. Ne görkemliydiniz, ne yürekli. Size kanım kaynadı. Başımla selamladım aldınız selamımı. Oracıkta sanki geçenlerin selamını beklediniz, ertesi gün size yanaşıp konuşmalarını, bir ertesi gün dayanışmasını paylaşmasını belki beklediniz. Kim bilir neler yaptılar hakkınız olanı almanız uğrunda sizlere. Ne tehditler, nasıl şiddetler. Ama yılmadınız. Nasıl güçlüsünüz anlatamam. Nasıl umut vericisiniz, nasıl güzel ders verirsiniz insan olamayana. Nasıl güzelsiniz, nasıl enerji yüklediniz bana akşam akşam aldığım bu haberle. Direniş yönteminiz paha biçilemez!! Çok mutluyum sizin gibilerle aynı şehrin bu pis de olsa azıcık aralıktan var ettiğimiz temiz teneffüsünü solumak için çabalayan onurlu insanlarıyla bir arada yaşadığım için. Nasıl şanslıyım anlatamam. Ümit vaat ediyorsunuz insanlığa. Hepinizin günlerce süren bu değerli emeğine o birleştirdiğiniz güzel yüreklerine sağlık.  Var olun içimi sevinçle doldurdunuz:)

En kısa zamanda gelip sizlerle tanışmak ve o nimet ellerinizden çıkan kazaktan alabilmek ümidiyle içinizde var ettiğiniz o sıcacık sevgiyle kalın.’’


(21 Eylül Cumartesi)

Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptık. Bugün gündüz gelecek arkadaşlarımız biraz geç gelecekler. Çünkü kamyonla ip getirecekler. Onları beklerken ziyaretçilerimiz sabah itibariyle gelmeye başladı. İçeride kazaklara bakarak, seçip aldılar. Bugün de maillerimiz yoğun. İl dışından hatta yurt dışından destekler, tebrikler almaya devam ediyoruz. Öğlene doğru iki kamyon ip ve biraz kazak geldi. İçeri taşıdık.

Öğleden sonra HDK Şişli örgütü ziyaretimize geldi. Çaylarımızı yudumlarken, direniş hakkında sohbet ettik. Fabrikayı gezdirdik. Bugün akşama kadar gelenimiz eksik olmadı. Satışlarımızda bugün iyiydi. Ancak bizi asıl mutlu eden bu direnişin bu kadar sahiplenilmesi. 


21 Eylül 2013 Cumartesi

      
BU DİRENİŞ TÜRKİYE’DE BİR İLKTİR

Kazova Tekstil İşçileri 19 Eylül Perşembe günü zincir oluşturarak Mecidiyeköy’den Şişli’ye kadar yürüdüler.

Saat 18.30’da Mecidiyeköy Metrobüs Durağında bir araya gelen işçiler, direniş fotoğrafları ve ‘’KAZOVA İŞÇİLERİ DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYOR’’ yazılı dövizleri boyunlarına asarak yürüyüşe başladılar. Bu sırada sivil ve çevik kuvvet polisleri tarafından önleri kesildi. Çevredekiler, kalkanlarla işçilerin önlerinin kesilmesine tepki gösterirken, işçiler, ‘’Hakkımızı Ümit Somuncu’ya Yedirmeyiz, İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız, Zafer Direne Emekçinin Olacak, Yaşasın Kazova Direnişimiz’’ sloganlarını attılar. Polisin Taksim’e yürümek isteyen işçilerin yolunu kapatması nedeniyle, Şişli Camisi’ne kadar bildiriler dağıtarak, sloganlar eşliğinde geldiler.

Burada yapılan basın açıklamasında; ‘’Gasp edilen haklarımızı almak için Devrimci İşçi Hareketi öncülüğünde 27 Şubat tarihinde eylemlerle direnişe başladık. 28 Nisan itibariyle de fabrika önüne çadır kurarak direnişimizi bir üst seviyeye çıkardık. En son olarak 28 Haziran’da da fabrikayı işgal ederek direnişin olanaklarıyla bozuk makinaları tamir ederek üretime başladık. Bizi sömüren hırsız, kan emici patronlara ihtiyacımız yok. Bunu tüm Türkiye işçi sınıfına ve tüm dünya halklarına bir kez de biz kanıtlayacağız. Bu direniş Türkiye’de bir ilk. Kan emiciler ve onların bekçileri bu örneği yaşatmamak için can atıyorlar. Tüm işçi kardeşlerimizi, tüm halkımızı direnişimizi sahiplenmek için fabrika önünde nöbet tutmaya çağırıyoruz’’ denildi.

Açıklamanın ardından eylem sloganlarla sonlandırıldı. 

       
        KAZOVA TEKSTİL İŞÇİLERİ

DİRENİŞ ÇADIRI ADRESİ: İyiniyet Sk. No:17 Merkez Mh. Şişli/İst.    TEL: 0542 353 68 17

MAİL ADRESİ: kazovaiscileri@gmail.com     BLOGSPOT ADRESİ: kazovaiscileri.blogspot.com



Sizlere Olan Öfkemizi Büyütüyor,              
Mücadele Azmimizi Yükseltiyorsunuz
Geçtiğimiz hafta, Ümit Somuncu’nun Çalık Holding’de kurumsal iletişim müdürlüğü yapan kızı Gaye Somuncu, işçiler hakkında savcılığa şikâyette bulunmuştu. Bunun üzerine Kazova Tekstil İşçileri, 19 Eylül Perşembe günü çalıştığı Çalık Holding binası önünde basın açıklaması yaptılar.

Saat 15.30’da şirketin bulunduğu sokağın başında toplanan işçiler, ‘’EMEĞİMİZİ, ALINTERİMİZİ GASPEDEN PATRONLARIMIZ SOMUNCU AİLESİNDEN HAKLARIMIZI ALANA KADAR AÇLIK GREVİNDEYİZ’’ yazılı pankartı açarak, ‘’Hakkımızı Ümit Somuncu’ya Yedirmeyiz, Sadaka Değil Hakkımızı istiyoruz, İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız’’ sloganları eşliğinde iş yerinin önüne geldiler. Burada yaptıkları basın açıklamasında;

‘’Utanmadan sıkılmadan yalan söyleyerek, beni ‘’tehdit ettiler’’ deyip bizlerden şikâyetçi ola biliyorsunuz. Anlaşılan yalancılık, talancılık, utanmazlık sizlerin kemiklerine kadar işlemiş. Sizde babanızdan ve ağabeyinizden aşağı değilsiniz bunu gördük.

Bizleri bu yalanlarla, şikâyetlerle vazgeçireceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Aksine sizlere olan öfkemizi büyütüyor, mücadele azmimizi yükseltiyorsunuz. Türkiye’de daha önce olmayan işleri başardık. Siz asalak, talancı patronlar olmadan da işyerlerini yönetebilir, üretebiliriz. Bunu gördük ve yaşıyoruz. Aynı zamanda bütün işçilere de örnek oluyoruz. Neredeyse bizi bilmeyen, duymayan kalmadı. Mücadelemiz her boyutuyla sürecek ve haklarımızı son kuruşuna kadar alacağız’’ denildi.

Eylem atılan sloganlarla ve her hafta yapılacağı duyurularak sonlandırıldı.


        KAZOVA TEKSTİL İŞÇİLERİ

DİRENİŞ ÇADIRI ADRESİ: İyiniyet Sk. No:17 Merkez Mh. Şişli/İst.    TEL: 0542 353 68 17


MAİL ADRESİ: kazovaiscileri@gmail.com     BLOGSPOT ADRESİ: kazovaiscileri.blogspot.com

18 Eylül 2013 Çarşamba

BU DİRENİŞ EMEK, ONUR, ADALET MÜCADELESİDİR


BU DİRENİŞ                                                                     EMEK, ONUR, ADALET MÜCADELESİDİR

18 Eylül Çarşamba günü Şişli Camisi önünde bir araya gelen Kazova Tekstil İşçileri, saat 13.00’da önlüklerini giyerek, ‘’Emeğimizi Alın Terimizi Gasp Eden Patronlarımız Somuncu Ailesinden Haklarımızı Alana Kadar Açlık Grevindeyiz’’ yazılı pankartını açıp fabrikaya doğru yürüyüşe başladılar. Bu hafta ki eyleme Şişli Belediyesi işçileri de katıldılar. Yol boyunca ‘’Sadaka Değil Hakkımızı İstiyoruz, Hakkımızı Ümit Somuncu’ya Yedirmeyiz, İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız’’ sloganları ve çevredekilerin alkışlarla verdikleri destek eşliğinde Bomonti’de ki direniş çadırına kadar yürüyerek geldiler. Burada yapılan basın açıklamada;


‘’İşçiler, halkımız; Bu direniş Kazova işçilerinin değil, Türkiye işçi sınıfının direnişidir. Türkiye halklarının direnişidir. Bu direnişe sahip çıkmak tüm işçi sınıfının, tüm Türkiye halklarının boyun borcudur. Çünkü, çok iyi biliyoruz ki kan emiciler ve onların bekçileri bu örneği yaşatmamak ve direnişimize saldırmak için can atıyorlar. Bu direniş Türkiye’de bir ilktir. Bu direniş hırsız, arsız patronlara karşı emek, adalet, onur direnişidir. Tüm işçi kardeşlerimizi, tüm halkımızı direnişimizi sahiplenmek için fabrika önünde nöbet tutmaya çağırıyoruz’’ denildi. Açıklamanın ardından eylem atılan sloganlarla sonlandırıldı. 


        KAZOVA TEKSTİL İŞÇİLERİ

DİRENİŞ ÇADIRI ADRESİ: İyiniyet Sk. No:17 Merkez Mh. Şişli/İst.    TEL: 0542 353 68 17


MAİL ADRESİ: kazovaiscileri@gmail.com     BLOGSPOT ADRESİ: kazovaiscileri.blogspot.com



ÇAĞRI

Bizler Kazova Tekstil İşçileri olarak, haklı mücadelemizin sesini duyurabilmek için 19 Eylül Perşembe günü Mecidiyeköy’den Taksim’e kadar yürüyeceğiz. Tüm halkımızı ve basın emekçilerini dayanışmaya, direnişimize destek olmaya çağırıyoruz.

TOPLANMA YERİ: Mecidiyeköy Metrobüs Girişi

TARİH: 19 Eylül 2013/Perşembe

SAAT: 18.30

KAZOVA TEKSTİL İŞÇİLERİ
DİRENİŞ ÇADIRI ADRESİ: İyiniyet Sk. No:17 Merkez Mh. Şişli/İst.     TEL: 0542 353 68 17 
MAİL ADRESİ: kazovaiscileri@gmail.com    BLOGSPOT ADRESİ: kazovaiscileri.blogspot.com



ÇAĞRI

Kendisi patronumuz Ümit Somuncu’nun kızı olması ve çevresinde ‘’yardım sever, eşitlikten yana’’ yanlarıyla anılır bir kişi olması nedeniyle Gaye Somuncu’nun çalıştığı Çalık Holding önünde basın açıklaması yapmış ve bir kez de kendisiyle yüz yüze görüşmüştük. Kendisi ailesiyle görüşmediğini ve elinden bir şey gelmediğini söylemişti.

Ancak geçen hafta Gaye Somuncu,  işçi arkadaşlarımızdan iki kişi hakkında ‘’beni tehdit ettiler’’ diyerek savcılığa şikâyette bulunmuş. Bizler de savcılığa giderek ifade verdik. Bu tutarsız davranışları nedeniyle yarın Çalık Holding önünde basın açıklaması yapacağız. Tüm halkımızı ve basın emekçilerini yanımızda görmek istiyoruz.

YER: Büyükdere Caddesi No: 163 Zincirlikuyu/İstanbul

TARİH: 19 Eylül Perşembe

SAAT: 14.00


           KAZOVA TEKSTİL İŞÇİLERİ

DİRENİŞ ÇADIRI ADRESİ: İyiniyet Sk. No:17 Merkez Mh. Şişli/İst.    TEL: 0542 353 68 17
MAİL ADRESİ: kazovaiscileri@gmail.com     BLOGSPOT ADRESİ: kazovaiscileri.blogspot.com




KAZOVA DİRENİŞ GÜNLÜĞÜ                                               
(14 Eylül Cumartesi)

Devrimci İşçi Hareketi ve Kuruçeşme Halk Komitesi’nin ortaklaşa düzenlediği Tiyatro Simurg’un oyunuyla mahalle halkıyla bir araya geldik. Saat 19.00’da tiyatro gösterisinin yapıldığı alana stantlarımızı kurarak direnişin olanaklarıyla ürettiğimiz kazakları sergilemeye başladık.


Haydi Birşey Söyle adlı oyun herkesin beğenisiyle alkışlarla seyredildi. Oyunun ardından bizlerde söz alarak; direnişin bu zamana kadar geçirdiği süreci anlatıp, ancak direnenlerin kazanabileceğini vurgulayarak sözlerimizi bitirdik. 


(15 Eylül Pazar)
Bugün İstanbul’un çeşitli semtlerindeki forumların ortaklaşa yaptıkları Kadıköy’deki konsere Kazova işçileri olarak bizlerde katıldık.

Saat 15.00’da direnişin imkanlarıyla ürettiğimiz kazakları sergilemeye başladık. Konsere gelenlerin büyük ilgisi vardı. Dayanışmak için kazaklardan satın alanlarla uzun sohbetler ederken, bildirilerimizi de dağıttık. Akşam geç saatlere kadar açık duran standımızı konserin bitimine doğru toplandık. 


(16 Eylül Pazartesi)
Direniş çadırımıza bugün gelen giden olmadı. Sakin bir gün geçirdik. Öğleden sonra arkadaşlarımız gece içerde çalışanlarla vardiya değiştirerek içeride üretime devam ettiler. 

(17 Eylül Salı)
Bugün sabah fabrikaya ip taşıdık. Taşıdığımız iplerden renkler seçerek dokumak üzere ayırdıktan sonra etrafı topladık. Öğlen Şişli Karakolu’ndan sivil bir memur gelerek fabrikayı satın alan mal sahibinin Kaymakamlığa fabrikanın boşaltılması üzerine başvurduğunu söyledi. Elindeki kâğıtları göstererek Perşembe günü geleceklerini söyledi. 
Gün içerisinde pek gelip gidenimiz olmadı. Akşama doğru Tatavla Forumu’ ndan arkadaşlar geldiler. İşçi arkadaşlarımızla tebligatla ilgili olarak bunun ne anlama geldiği ve nasıl bir tavır sergileyeceğimiz üzerine sohbet ettik. 


(18 Eylül Çarşamba)
Her hafta olduğu gibi bu Çarşamba günü de Şişli Camisi önünde toplanarak fabrika önüne kadar yürüyüş yaptık. Etraftan insanlar alkışlarıyla destek verdiler. Bu hafta ki yürüyüşümüze Şişli Belediyesi işçileri de destek verdiler. Daha sonra hep beraber çadırda çaylarımızı içerek sohbet ettik.

Barbaros Şansal telefonla arayarak bizleri tebrik etti. Mail yoluyla direnişimizi paylaştığını ve kendisinin de ziyarette bulunacağını söyledi. Öğleden sonra Boğaziçi, Mimar Sinan ve Bilgi Üniversitelerinden öğrenciler gelerek ziyarette bulundular.